İyi günler.ben Afyondan varol bozkurt.sitenızdekı teb in verdıgı kredı ımkanlarını ınceledım ve pek bılgıye ulaşamadım.su an üniversite 3, sınıf ogrencısıyım ve kendı ısımı kurararak ozguvenımı yerıne getırmek ve kendı ayaklarım üstünde durabımek ıstıyorum..kucuk bi cd kiralama ve pc parcaları satısı yapan kucuk bir işletme acmayı düşünüyorum.bu konuda bana yardımcıolabılecegınız bir sey varmı acaba..ilginize sımdıden tesekkur ederim..iyi çalısmalar
sizce ingilizce öğrenmenin en kolay yolu nedir? aylarca kurslara gittim bana göre para tuzağı olmaktan başka bi şey değil bu kurslar lanet olsun önümdeki tek engel olarak görüyorum kurslara gitmeme rağmen iki satır bir şey konuşamıyorum yaa yada bir metin gördüğümde sözlüğe bakmadan çeviri yapamıyorum. şöyle ucuz yollu ne olabilir acaba hayat zindan oldu şu anki işimden kurtulabilmek için başka yolum yok her gün işkence gibi geçiyo okul okuduk bilgimizde değer veren ya da kullanabileceğimiz bir yer yok lanet olsun bu yere diye kalkıyorum niye bu ülkede doğdum hindistanda doğsam daha iyiydi yazılımcı olurdum hiç değilse ve ben bu arade elk mühendsiyim ve bir şansım daha olsaydı kesinlikle olmazdım hatta üniversite okumazdım kesinlikle en güzeli bi bakkal dükkanı açmakmı diyorum bazen amaaa lanet olsun bu yere işte hepsi bu
gökhan wrote on 04. Nov 2007
ben beyaz esya teknisyeniyim ama kendi işimi bu zamanda yapmam zor 500 600 bin ytl gibi bir rakam gerekiyor ben ken işim olmasını istiyorum ama baska sek törde yapmak istiyorum bana ne önere bilir siniz teşekür ederim gökhan
İlgilizce
İngiliceyi belli bir seviyeye kadar kendiniz öğrenmeniz daha iyi olucaktır.Öncelikle ingilizce kelimeleri öğrenin.Hafıza teknikleriyle öğrenebilirsiniz.Sonra kısa metinleri Türkçeye ve Türkçe metinleride ingilizceye çevirin.Bol alıştırma çözün ve yabancı gazeteleri dergileri okuyun.3000 kelime öğrenip ve ortalama bir gramer seviyesine gelince ingilizce kelimeleri telafuz etmek ve pratik yapmak için kursa gidebilirsiniz.Bir kurs adı veremiyorum çünkü malesef çoğu kursun ilk amacı gelir elde etmektir.Keşke müşteri memnuniyeti ve kaliteliye öncelik verseler.
Atilla, İngilizce öğrenmek istiyordu. Okul yılları geride kalmıştı ve okuldaki İngilizce dersleri bir işe yaramamıştı. O da bir kursa gitti. Ne var ki, kursta ikinci kura geçmesine rağmen kur açılmadı.
Aradan birkaç ay geçtikten sonra kur açıldı; fakat bu sefer de iş yüzünden o devam edemedi. ‘Her gün bir kelime öğrensem üç yılda bin kelime öğrenirim’ dedi. Her gün sözlükten bir kelime çalışıyordu. Ama onda da süreklilik sağlayamadı. On-on beş gün çalıştıysa da sonra bıraktı. Alt yazılı filmler izledi. Epeyce bir film kültürü olmuştu; ama bu pratiğin İngilizce bilgisine neredeyse hiç katkısı olmadı. İngilizce öğrenmekten umudunu kesecekti neredeyse. Bir taraftan da İngilizce öğrenemeyeceğini düşünmeye başlamıştı. Belki dil öğrenmek, keman çalmak gibi bir yetenekti ve Atilla’da da bu yetenek yoktu. Çalıştığı şirkete yeni biri başladı. Bir gün onu İngilizce bir yönetim kitabı okurken gördü. Şaşırdı ve imrendi. Bir gün yeni çalışma arkadaşına ‘merhaba, hayırlı olsun’ dedikten sonra nasıl İngilizce öğrendiğini sordu. Herhalde İngilizce eğitim yapan bir üniversiteden mezun olmuştu. Cevap şaşırtıcıydı. “Kendi kendime öğrendim.” Atilla, “Herhalde yurtdışında filan kaldın” dediyse de bu tahmin de doğru çıkmamıştı. Yeni iş arkadaşı Dursun şöyle cevap verdi: “Biraz oyunlarla, biraz yarışmalarla biraz da kişisel ödüllerle, merdiven çıkar gibi. Merdivenler basamak basamak çıkılır ve merdivenleri çıkmayı bırakan evine ulaşamaz.” Yani sürekli bir çaba göstermek gerekiyordu.
Atilla, Dursun’un söylediklerini düşündü. Merdiven örneğini de… Merdiven temelden başlar. Kendi İngilizce bilgisini düşündü. Bir kere temeli sağlam değildi. Dilbilgisi kurallarını, temel kelimeleri ve fiileri bile çok iyi bilmiyordu. Öncelikle apartmanın zemininden başlamaya karar verdi. Sanki hiçbir şey bilmiyormuş gibi. Bir de merdiven örneğini kullanmakta kararlıydı. Merdivenin basamakları eşit yükseklikteydi. İnsan da merdiveni çıkarken çoğu zaman her basamağı çıkmak için eşit zaman ayırırdı. Çok katlı bir binanın merdivenlerini çıkarken insan bazen yorulur yavaşlar; ama durmazdı. Üstelik bu iş ancak beşinci kattan sonra başlardı.
O da her hafta İngilizce çalışmaya, iki defa ikişer saat ayırmaya karar verdi. Dairesine ve işyerindeki odasına hep merdivenle çıkıyor, merdiven örneğini aklında canlı tutuyordu. Gerçekten temel düzeydeki birkaç kitabı bu yöntemle bitirdi. Ondan sonra yeni çalışma arkadaşının ‘oyun ve eğlence’ ile öğrenme yöntemine geçti. Orta düzeyde bir İngilizceye ulaşınca İngilizce bir fıkra kitabını alıp Türkçeye çevirmeye başladı. Bir de eski kitapçılardan eski İngilizce dergiler aldı. Her hafta bunların belirli bir kısmını okumaya çalışıyordu. Eğer o hafta için öğrenmeye karar verdiği bölümü bitirebilirse, yarışı kazanmış oluyordu ve kendisine bir sinema ısmarlıyordu. Bu arada eski film izleme tekniğini de yeniden devreye aldı. Evde bir müzik setine bağlı bir DVD çalar vardı. Önce filmi izliyor; sonra televizyonu kapatıyor ve sadece müzik setinden İngilizce konuşmaları dinliyordu.
Bu arada yaşadığı şehrin turistik yerlerine ilişkin bilgileri de İngilizce olarak çalıştı. Kendisine ‘gönüllü ve ücretsiz rehber’ diye bir yaka kartı hazırladı ve turistlerin bol olduğu yerlere gitmeye başladı pazar günleri. Turistlere İngilizcesini geliştirmeye çalıştığını söylüyor ve isteyenlere bildiği kadarıyla tarihi cami ve yapıları gezdirebileceğini belirtiyordu. Her pazar en az birkaç turisti bu şekilde gezdirerek İngilizce konuşma pratiği yapma şansı da bulmuştu. Pazar günlerini iple çekiyordu. Çünkü yeni insanlarla tanışmak, onlarla konuşmak çok eğlenceliydi. Bir taraftan cumartesi günleri de çalışmalarına devam ediyordu. Bir pazar günü yeni tanıştığı bir turisti gezdirdikten sonra ona bir İngilizce bir yönetim kitabı hediye etti. Atilla, heyecanla kitabı işe götürdü ve fırsat buldukça okumaya başladı. İşte arkadaşlarından biri onun elinde kitabı görünce ‘Nasıl İngilizce öğrendiniz?’ diye sordu. Atilla da cevap verdi: “Biraz oyunlarla, biraz yarışmalarla biraz da kişisel ödüllerle, merdiven çıkar gibi.”
Gökhan bey ingilinizi çeker mi bilmiyorum ama tane mısır işine girebilirsiniz.Herhangi tane mısır firmasından bayilik alarak iyi bir gelir elde edebilisiniz.Firma size gerekli ekipmanı vericektir.
Kalabalık bir meydanda,işlek bir caddede,park ve alışveriş merkezlerinde satış yapabilisiniz.
Can Kırgız wrote on 20. Nov 2007
Türkiye’de mağazası olmayan dünyaca ünlü markaları Türkiye’ye getirmek için neler yapılıyor? Sadece Türkiye’de zaten isim yapmış büyük gruplar ve holdinglermi bu işi yapabiliyorlar?Diyelim ki ben getirmek istiyorum,sermayesi olan girişimcilerin başarabileceği türden bişeymi bu acaba?Gözlemlediğim kadarı ile Abercrombie & Fitch markasına Türkiye’de inanılmaz bir talep var.Çeşitli internet sitelerinde ürünleri kapışılıyor.Türkiye’de bir alışveriş merkezine mağazası açılsa eminim ki tutacaktır..Bu konuda beni bilgilendirirseniz sevinirim. Teşekkürler
irem irem wrote on 11. Dec 2007
merhabalar, uzun zamandır denetim işindeyim ancak kafamı kuma gömmek yerine gerçekten zevk aldığım ve her zaman yapmak isteyeceğim bir iş yapmak veya kurmak düşüncesindeyim.her ne kadar detaylar üzerinde çok ince düşünmemiş olsam da çocuklarla ilgili bir iş yapmak istiyorum.aslında bir kreş açmak ve eğitim alanında elimden geleni yapmak isterim ama bu bir imkan meselesi, küçük sermayelerle bu konuda ne yapılabilir?beni bilgilendirirseniz sevinirim…..sağlıkla kalın.
KADİR wrote on 18. Dec 2007
İnsanların kendilerini geliştirmesi ve yeni fikirler üretmesine destek çıktığınız için çok teşekkür ediyorm.Ben 22 yaşındayım ilk önce kendi işimi kurdum şahsa özel kasetlerini cd ye aktarma , web tasrım ve yöresel tv lere reklam hazırlıyordum ama sonradan bi baktım ki herkez bu sektöre girmeye başladı ve piyasa fiyatını çok aşşağılara çektiler ama tabiki ben bu fiyat konusunda bir değişiklik yapmadım çünkü marka olak istiyorsanız daima isim yapacaksınız ve diğer firmalardan bir farkınız olacak diye düşünüyorm ayrıca da pazarlama bölümü mezunuyum.Artık nedense kendi işimde çalışmak cazip gelmedi daha bu yaşımda kendi işimden soğudum çünkü kendi işini yapmak gerçekden çok zor özellikle Türkiye de bu vergi sistemi oldukca daha çok işletmeci işlerini bırakır.Bence en iyi iş fikir üretip satmak
hasan54 wrote on 28. Jan 2008
ben sakaryada petshop sahıbıyım aslında ınsanların teknolojıye ıhtıyacı oldugu kadar hayvanlarada zaafıyetı var ben bunu tecrubelerımle bılıyorum fakat ısletmemı nakıt yetersızlıgımden dolayı kapama zorunlulugu yasıyorum artı aılemın maddı sıkıntısınıda ustume almam benı dahada ısın ıcınden cıkmaza gırmemı sagladı benım ıstegım hayvan ve tarımla alakalı bıcok fıkrım var ve bunların desteklenmesı halınde bılıyorumkı muthıs gelır getırır benım ızlemem gereken yolun ne sekılde olması gerektıgını sız yetkılılere sormak ısterım
ycrackeds wrote on 01. Feb 2008
arkadaşlarım ve ben bir danışmanlık ve eğitim şirketi açmayı düşünüyoruz..seminerler verme, eğitim, vs…hepimiz bu konuda eğitimlerimizi aldık ve ihtiyacımız olan herşeye sahibiz sadece nasıl ve nereden başlayacağımızı bilmiyoruz…. bu konuda önerilerinizi ve desteğinizi bekkliyoruz….şimdiden teşekkürler
Herkese merhaba.
Kendi işimi kurmak için çırpınan biriyim. Avrupa birliğinin bizlere (üniversite veya yüksekokul mezunlarına ) sağladığı kredi veya hibelerden bahsederseniz çok memnun olurum.
İyi günler.ben Afyondan varol bozkurt.sitenızdekı teb in verdıgı kredı ımkanlarını ınceledım ve pek bılgıye ulaşamadım.su an üniversite 3, sınıf ogrencısıyım ve kendı ısımı kurararak ozguvenımı yerıne getırmek ve kendı ayaklarım üstünde durabımek ıstıyorum..kucuk bi cd kiralama ve pc parcaları satısı yapan kucuk bir işletme acmayı düşünüyorum.bu konuda bana yardımcıolabılecegınız bir sey varmı acaba..ilginize sımdıden tesekkur ederim..iyi çalısmalar
sizce ingilizce öğrenmenin en kolay yolu nedir? aylarca kurslara gittim bana göre para tuzağı olmaktan başka bi şey değil bu kurslar lanet olsun önümdeki tek engel olarak görüyorum kurslara gitmeme rağmen iki satır bir şey konuşamıyorum yaa yada bir metin gördüğümde sözlüğe bakmadan çeviri yapamıyorum. şöyle ucuz yollu ne olabilir acaba hayat zindan oldu şu anki işimden kurtulabilmek için başka yolum yok her gün işkence gibi geçiyo okul okuduk bilgimizde değer veren ya da kullanabileceğimiz bir yer yok lanet olsun bu yere diye kalkıyorum niye bu ülkede doğdum hindistanda doğsam daha iyiydi yazılımcı olurdum hiç değilse ve ben bu arade elk mühendsiyim ve bir şansım daha olsaydı kesinlikle olmazdım hatta üniversite okumazdım kesinlikle en güzeli bi bakkal dükkanı açmakmı diyorum bazen amaaa lanet olsun bu yere işte hepsi bu
ben beyaz esya teknisyeniyim ama kendi işimi bu zamanda yapmam zor 500 600 bin ytl gibi bir rakam gerekiyor ben ken işim olmasını istiyorum ama baska sek törde yapmak istiyorum bana ne önere bilir siniz teşekür ederim gökhan
İlgilizce
İngiliceyi belli bir seviyeye kadar kendiniz öğrenmeniz daha iyi olucaktır.Öncelikle ingilizce kelimeleri öğrenin.Hafıza teknikleriyle öğrenebilirsiniz.Sonra kısa metinleri Türkçeye ve Türkçe metinleride ingilizceye çevirin.Bol alıştırma çözün ve yabancı gazeteleri dergileri okuyun.3000 kelime öğrenip ve ortalama bir gramer seviyesine gelince ingilizce kelimeleri telafuz etmek ve pratik yapmak için kursa gidebilirsiniz.Bir kurs adı veremiyorum çünkü malesef çoğu kursun ilk amacı gelir elde etmektir.Keşke müşteri memnuniyeti ve kaliteliye öncelik verseler.
Kitap olarak fono yayınlarını
http://www.fono.com.tr/?sf=icerik&ktgID=110&ktgad=YAYINLAR&mn=1
Kelime ezberlemek için
http://hafizamerkezi.com/?sayfa=ingilizcekelime&en=big ve Melik Duyar’ın kitaplarını önerebilirim.
Melih ARAT yazısıyla bitirelim
Atilla, İngilizce öğrenmek istiyordu. Okul yılları geride kalmıştı ve okuldaki İngilizce dersleri bir işe yaramamıştı. O da bir kursa gitti. Ne var ki, kursta ikinci kura geçmesine rağmen kur açılmadı.
Aradan birkaç ay geçtikten sonra kur açıldı; fakat bu sefer de iş yüzünden o devam edemedi. ‘Her gün bir kelime öğrensem üç yılda bin kelime öğrenirim’ dedi. Her gün sözlükten bir kelime çalışıyordu. Ama onda da süreklilik sağlayamadı. On-on beş gün çalıştıysa da sonra bıraktı. Alt yazılı filmler izledi. Epeyce bir film kültürü olmuştu; ama bu pratiğin İngilizce bilgisine neredeyse hiç katkısı olmadı. İngilizce öğrenmekten umudunu kesecekti neredeyse. Bir taraftan da İngilizce öğrenemeyeceğini düşünmeye başlamıştı. Belki dil öğrenmek, keman çalmak gibi bir yetenekti ve Atilla’da da bu yetenek yoktu. Çalıştığı şirkete yeni biri başladı. Bir gün onu İngilizce bir yönetim kitabı okurken gördü. Şaşırdı ve imrendi. Bir gün yeni çalışma arkadaşına ‘merhaba, hayırlı olsun’ dedikten sonra nasıl İngilizce öğrendiğini sordu. Herhalde İngilizce eğitim yapan bir üniversiteden mezun olmuştu. Cevap şaşırtıcıydı. “Kendi kendime öğrendim.” Atilla, “Herhalde yurtdışında filan kaldın” dediyse de bu tahmin de doğru çıkmamıştı. Yeni iş arkadaşı Dursun şöyle cevap verdi: “Biraz oyunlarla, biraz yarışmalarla biraz da kişisel ödüllerle, merdiven çıkar gibi. Merdivenler basamak basamak çıkılır ve merdivenleri çıkmayı bırakan evine ulaşamaz.” Yani sürekli bir çaba göstermek gerekiyordu.
Atilla, Dursun’un söylediklerini düşündü. Merdiven örneğini de… Merdiven temelden başlar. Kendi İngilizce bilgisini düşündü. Bir kere temeli sağlam değildi. Dilbilgisi kurallarını, temel kelimeleri ve fiileri bile çok iyi bilmiyordu. Öncelikle apartmanın zemininden başlamaya karar verdi. Sanki hiçbir şey bilmiyormuş gibi. Bir de merdiven örneğini kullanmakta kararlıydı. Merdivenin basamakları eşit yükseklikteydi. İnsan da merdiveni çıkarken çoğu zaman her basamağı çıkmak için eşit zaman ayırırdı. Çok katlı bir binanın merdivenlerini çıkarken insan bazen yorulur yavaşlar; ama durmazdı. Üstelik bu iş ancak beşinci kattan sonra başlardı.
O da her hafta İngilizce çalışmaya, iki defa ikişer saat ayırmaya karar verdi. Dairesine ve işyerindeki odasına hep merdivenle çıkıyor, merdiven örneğini aklında canlı tutuyordu. Gerçekten temel düzeydeki birkaç kitabı bu yöntemle bitirdi. Ondan sonra yeni çalışma arkadaşının ‘oyun ve eğlence’ ile öğrenme yöntemine geçti. Orta düzeyde bir İngilizceye ulaşınca İngilizce bir fıkra kitabını alıp Türkçeye çevirmeye başladı. Bir de eski kitapçılardan eski İngilizce dergiler aldı. Her hafta bunların belirli bir kısmını okumaya çalışıyordu. Eğer o hafta için öğrenmeye karar verdiği bölümü bitirebilirse, yarışı kazanmış oluyordu ve kendisine bir sinema ısmarlıyordu. Bu arada eski film izleme tekniğini de yeniden devreye aldı. Evde bir müzik setine bağlı bir DVD çalar vardı. Önce filmi izliyor; sonra televizyonu kapatıyor ve sadece müzik setinden İngilizce konuşmaları dinliyordu.
Bu arada yaşadığı şehrin turistik yerlerine ilişkin bilgileri de İngilizce olarak çalıştı. Kendisine ‘gönüllü ve ücretsiz rehber’ diye bir yaka kartı hazırladı ve turistlerin bol olduğu yerlere gitmeye başladı pazar günleri. Turistlere İngilizcesini geliştirmeye çalıştığını söylüyor ve isteyenlere bildiği kadarıyla tarihi cami ve yapıları gezdirebileceğini belirtiyordu. Her pazar en az birkaç turisti bu şekilde gezdirerek İngilizce konuşma pratiği yapma şansı da bulmuştu. Pazar günlerini iple çekiyordu. Çünkü yeni insanlarla tanışmak, onlarla konuşmak çok eğlenceliydi. Bir taraftan cumartesi günleri de çalışmalarına devam ediyordu. Bir pazar günü yeni tanıştığı bir turisti gezdirdikten sonra ona bir İngilizce bir yönetim kitabı hediye etti. Atilla, heyecanla kitabı işe götürdü ve fırsat buldukça okumaya başladı. İşte arkadaşlarından biri onun elinde kitabı görünce ‘Nasıl İngilizce öğrendiniz?’ diye sordu. Atilla da cevap verdi: “Biraz oyunlarla, biraz yarışmalarla biraz da kişisel ödüllerle, merdiven çıkar gibi.”
Melih Arat
Gökhan bey ingilinizi çeker mi bilmiyorum ama tane mısır işine girebilirsiniz.Herhangi tane mısır firmasından bayilik alarak iyi bir gelir elde edebilisiniz.Firma size gerekli ekipmanı vericektir.
Kalabalık bir meydanda,işlek bir caddede,park ve alışveriş merkezlerinde satış yapabilisiniz.
Türkiye’de mağazası olmayan dünyaca ünlü markaları Türkiye’ye getirmek için neler yapılıyor? Sadece Türkiye’de zaten isim yapmış büyük gruplar ve holdinglermi bu işi yapabiliyorlar?Diyelim ki ben getirmek istiyorum,sermayesi olan girişimcilerin başarabileceği türden bişeymi bu acaba?Gözlemlediğim kadarı ile Abercrombie & Fitch markasına Türkiye’de inanılmaz bir talep var.Çeşitli internet sitelerinde ürünleri kapışılıyor.Türkiye’de bir alışveriş merkezine mağazası açılsa eminim ki tutacaktır..Bu konuda beni bilgilendirirseniz sevinirim. Teşekkürler
merhabalar, uzun zamandır denetim işindeyim ancak kafamı kuma gömmek yerine gerçekten zevk aldığım ve her zaman yapmak isteyeceğim bir iş yapmak veya kurmak düşüncesindeyim.her ne kadar detaylar üzerinde çok ince düşünmemiş olsam da çocuklarla ilgili bir iş yapmak istiyorum.aslında bir kreş açmak ve eğitim alanında elimden geleni yapmak isterim ama bu bir imkan meselesi, küçük sermayelerle bu konuda ne yapılabilir?beni bilgilendirirseniz sevinirim…..sağlıkla kalın.
İnsanların kendilerini geliştirmesi ve yeni fikirler üretmesine destek çıktığınız için çok teşekkür ediyorm.Ben 22 yaşındayım ilk önce kendi işimi kurdum şahsa özel kasetlerini cd ye aktarma , web tasrım ve yöresel tv lere reklam hazırlıyordum ama sonradan bi baktım ki herkez bu sektöre girmeye başladı ve piyasa fiyatını çok aşşağılara çektiler ama tabiki ben bu fiyat konusunda bir değişiklik yapmadım çünkü marka olak istiyorsanız daima isim yapacaksınız ve diğer firmalardan bir farkınız olacak diye düşünüyorm ayrıca da pazarlama bölümü mezunuyum.Artık nedense kendi işimde çalışmak cazip gelmedi daha bu yaşımda kendi işimden soğudum çünkü kendi işini yapmak gerçekden çok zor özellikle Türkiye de bu vergi sistemi oldukca daha çok işletmeci işlerini bırakır.Bence en iyi iş fikir üretip satmak
ben sakaryada petshop sahıbıyım aslında ınsanların teknolojıye ıhtıyacı oldugu kadar hayvanlarada zaafıyetı var ben bunu tecrubelerımle bılıyorum fakat ısletmemı nakıt yetersızlıgımden dolayı kapama zorunlulugu yasıyorum artı aılemın maddı sıkıntısınıda ustume almam benı dahada ısın ıcınden cıkmaza gırmemı sagladı benım ıstegım hayvan ve tarımla alakalı bıcok fıkrım var ve bunların desteklenmesı halınde bılıyorumkı muthıs gelır getırır benım ızlemem gereken yolun ne sekılde olması gerektıgını sız yetkılılere sormak ısterım
arkadaşlarım ve ben bir danışmanlık ve eğitim şirketi açmayı düşünüyoruz..seminerler verme, eğitim, vs…hepimiz bu konuda eğitimlerimizi aldık ve ihtiyacımız olan herşeye sahibiz sadece nasıl ve nereden başlayacağımızı bilmiyoruz…. bu konuda önerilerinizi ve desteğinizi bekkliyoruz….şimdiden teşekkürler
forma sıkıntımızı ılettık lutfen cewaplarmısınız
hasan54 fikrinizi biraz açarmısınız.
Bu fikir hangi soruna çözüm olacak?
Müşteriler neden sizin ürününüzü alsın?
Fikriniz uygulanabilirmi?
buraya veya hakiki_neo@yahoo.com adresine yazabilirsiniz.
Herkese merhaba.
Kendi işimi kurmak için çırpınan biriyim. Avrupa birliğinin bizlere (üniversite veya yüksekokul mezunlarına ) sağladığı kredi veya hibelerden bahsederseniz çok memnun olurum.